ANA SAYFA

ÖZGEÇMİŞİ KİTAPLARI ÖDÜLLERİ GÜNLÜKLERİ YAZDIĞI SON YAZI FOTOGRAF GALERİSİ

 



                                                                HEYBELİ GÜZELİ DUMAN

     Gece eşimle birlikte kediler üstüne konuştuk uzun uzun. Ben, göğsü ak, sırtı kara kedileri sevdiğimi, nedenin de daha önceleri yitirdiğim kedilerin çoğunun böyle olduğunu söyleyince, eşim, kül rengi kedileri
sevdiğini söyledi...







 


 


               (Behzat Ay ve Elgiz Pamir(Ay) Heybeliada'da, kedileri Duman ile )

     Kediler konusunda uzun uzun konuştuktan sonra gecenin geç saatinde yattık.Ben her sabah olduğu gibi, sabahın altısında kalkıp İskele'ye yürüdüm, kuş seslerini dinleyerek...Gazete, ekmek ve başka yiyecekler alacağım. Eşim, sabahları saat sekiz buçukta uyanır. O uyanıncaya değin gazetemi
her sabah olduğu gibi iskeledeki çay bahçesinde okuyup sonra yiyecekleri alıp eve döneceğim. Önce gazetemi alıp iskeledeki çay bahçesinde okudum. Sonra yiyeceklerimizi aldım. Poşetlerdeki yiyecekler epey ağırdı. Bir faytona binip eve dönmeyi düşündüm. Ve hemen bir faytona atladım... Eve yüz metre kadar yaklaşmıştım ki, faytonun önüne kül renginde bir kedi yavrusu atlamasın mı! Faytoncuya durmasını söyleyip faytondan indim, kedi yavrusunu kucağıma alıp, yeniden faytona bindim.
Eve girdiğimde eşim daha uyanmamıştı. Yiyecekleri dolaba yerleştirdikten sonra yavru kediyi sevmeye başladım. Öylesine güzel bakıyordu ki, dayanamayarak ona sevgi sözcükleri yağdırmaya başladım. Sesimi duyan eşim, sesime şaşırıp kalkmış ve salona gelmişti. Kül rengindeki kedi yavrusunu kucağımda görünce, şaşırdı, güldü ve,
  "Tanrı aşkına nerede buldun bunu?" dedi.
  "Faytonun önüne atladı, ben de inip aldım."
  "Dün gece işte ben bu renkteki kedileri sevdiğimi söylemiştim,"
deyip, yavru kediyi kucağımdan aldı, sevmeye başladı.
  "Bir çeşit sürpriz oldu," dedim.
  "hem de nasıl! Şaşırtıcı. Dün gece konuşmuştuk. Düş gibi..."
  "Öyle."
     Eşim, yavru kediyi okşuyor, candan seviyordu... Bu yüzden kahvaltı masasına geç oturduk. Eşim, önce yavruya peynir yumurta verdi. Verdiğimiz yiyeceklere öylesine saldırıyordu ki... Eşim, "Kim bilir kaç gündür aç yavru" dedi. Yavru kedi yiyeceklerini yedikten sonra temizliğe koyuldu. Biz kahvaltımızı yaparken onu izliyorduk. Bir ara eşim, masadan kalkıp bir kap içine su koyup,yavru kedinin önüne bıraktı. Bu kez kana kana su içmeye başladı...
     Kahvaltıdan sonra divana oturduk. Yavru kedi, eşimin kucağına sıçrayıp oturdu. Bir süre eşimin yüzüne baktıktan sonra, başını dizine koyup mırlayarak uyumaya başladı.Eşim,
  "Demek uykusuz da," dedi.
  "Belli."
     Yavru kedi uyurken ikimiz de gülmeye başladık... Ayrıca rastlantıya da şaşarak gülüyorduk...Dün geceki konuşmamızdan sonra, kül rengindeki bu yavru kedinin faytonun önüne sıçraması şaşırtıcıydı. Eşim,
  "Bu bir uğur belirtisi olabilir," dedi.
  "Belki."
  "Ben bu yavruyu bırakmam artık..."
  "Bırakmayalım."
  "Adını koyalım."
  "Koyalım canım."
  "Duman olsun adı."
  "Peki."

     O gün dışarı çıkmadık. Yavruyu temizledik. Eşim, adına alışması için sürekli, "Duman, Duman, Duman," deyip durdu. Ve de hemen o gün adına alıştı yavru kedi... Şaşırdık!
Gece eşim onu kendi yatağına yatırdı. Yani birlikte yattılar...
Sabahleyin, ben yine gazete ve yiyecek almaya gittim. Döndüğümde, Duman'ın eşimin yanında gezinmekte olduğunu gördüm. Eşim de sürekli sevgi sözcükleri söylüyordu ona...
Duman ancak iki aylıktı. Bize hemen alıştı. Sanki kırk yıllık dost gibiydik...Eşim,ona ikinci gün bakkaldan yiyecek, çiş yapması için kum, oynaması için renk renk küçük toplar almıştı. Hemen toplarla
oynamaya koyuldu... Balkona karton içinde koyduğumuz kumu görünce koşup çişini yaptı. Çocuğumuz yoktu. Duman bize hazır bir çocuk olmuştu. Ayrıca maskotumuz da oldu... Bir hafta sonra biz yürüyüşe çıkarken, o da bizimle yürümeye başladı. Hem de oyunlar oynayarak, önümüzde yuvarlanarak. Sesler de çıkarıyordu incecikten, sevecen...Sevildiğini anlıyordu o. Bizim de sevincimize diyecek yoktu doğrusu...

     Duman birkaç hafta içinde serpildi, daha da güzelleşti. Kendiliğinden dışarı çıkıyor, çimler yiyor, uçuşan kelebeklerle oynamak için sıçrıyor, onları tutmaya çalışıyordu. Martı yavrularıyla yan yana yürüyordu. Onlara saldırmıyordu hiç. Eşim, "Duman, Duman!" deyince, yanıtlar gibi bir ses çıkarıyor, koşarak merdivenleri çıkıyor, eve giriyordu...Biz yemeğimizi yerken, o da yiyeceklerini yiyordu. Öğleleri yataklarımıza uzandığımızda, o da gelip uzanıyordu. Biz kalkınca, hemen kalkıp geliyordu yanımıza. Duman bize bir sevgi simgesi, sevgi kaynağı olup çıkmıştı... Yalnız bize mi! Mahalledeki kadınlar, çocuklar da onu seviyorlardı. Çocuklar ona, "Heybeli Güzeli Duman" diyorlardı. Çay bahçesinde garsonlar seviyordu. Biz çay bahçesinden eve dönerken arada bir ormana
dalıyordu. O zaman eşim korkuya kapılıyordu, yitecek ya da köpekler saldıracak diye... Ve hemen ünlüyordu:
"Duman, Duman!..."
Duman sanki uçarcasına koşup geliyordu. Eşim, "Gel peşimizden!" deyince, sanki dilini anlamış gibi tin tin geliyordu arkamızdan...
Bir gün İstanbul'a gittik eşimle. Ben kedi bakım kitabı aldım. Eşim de Duman'a kafes aldı. Heybeli'ye eve döndüğümüzde onu balkonda bizi beklerken bulduk. Hemen koşup kucağımıza geldi. Sanki, bir daha beni
koyup gitmeyin, der gibiydi...

     O yaz, alabildiğine mutluyduk. Yalnızlığımızı unutmuştuk. Kıvanç içindeydik. Sevincimiz artmıştı. Bir maskotumuz vardı. Üçümüz birbirimize yetiyorduk. Sürekli Duman'ın fotoğrafını çekiyorduk. Birimiz Duman'ı kucağımıza alınca, kucağı boşta kalan fotoğraf makinesiyle görüntülüyordu hemen...
Mahallenin çocukları bizi görünce, Duman'ı soruyorlardı. Dahası, kimi çocuklar, "Heybeli Güzeli Duman'ın annesi, babası geçiyor..." diyorlardı birbirlerine...
Biz Duman'la öylesine özdeşleşmiştik ki, bir yere alışverişe gidince ivedi eve dönüyorduk, Duman yalnız kalmasın diye... Akşamları zaman zaman eşimle tartışıyorduk, "senin kucağında çok kaldı, ver biraz da
benim kucağımda kalsın..." gibisinden yarı şaka,yarı ciddî...Geceleri ay ışığında yürüyüşe çıkmıyorduk artık. Çünkü evde Duman vardı. Duman yalnız kalmamalıydı...
Ah o güzel günler!...

BEHZAT AY

*Yukarıdaki yazı, Behzat Ay'ın yazmış olduğu son yazı olup, eşi Elgiz Pamir'e korunması ve saklanması için bırakılmıştır.Anılan yazı,ölümünden sonra Adam Öykü Dergisi'nde yayımlanmıştır.

 

BEHZAT AY YAZIN ÖDÜLÜ KATILMA KOŞULLARI

BU YIL DÜZENLENEN ÖDÜL HAKKINDA

BEHZAT AY YAZIN ÖDÜLÜ KAZANAN YARIŞMACILAR 

BEHZAT AY YAZIN ÖDÜLÜ KURUCUSU HAKKINDA

BEHZAT AY' A MEKTUP

SİTEYİ OLUŞTURMA NEDENLERİ